Türk Edebiyatında İlk Psikolojik Roman Örneği Hangisidir?

0
71

İlk Psikolojik roman, “Tahlil roman” olarak da bilinen, olaylardan çok roman kahramanlarının psikolojik yapılarına önem verilen bir roman türüdür. Bu tür roman örneklerinde olaylar, kahramanların psikolojilerine bağlanır. Yine psikolojik roman türü,bazı araştırmacıların görüşüne göre psikanalizin kurucusuFreud’un psiko-analiz yönteminin romanda kullanılması ile ortaya çıkmıştır. Bu doğrultuda psikolojik romanlar incelendiğinde, genellikle bilinç akımı ve iç monolog tekniklerinin sık sık kullanıldığı görülmektedir. Günümüzde bu roman türüne örnek olarak verilebilecek pek çok örnek mevcuttur. Ancak psikolojik roman türünün ilk örneği M. de la Fayette’in La Princesse de Cleves isimli eseridir. Yine roman türünün edebiyatımıza girmesinin ardından psikolojik roman ile ilgili çeşitli denemeler yapılmıştır. Bu anlamda ilk psikolojik roman denemesi, Nabizade Nazım’ın Zehra adlı romanıdır. Ancak batılı anlamda ilk psikolojik roman ise Mehmet Rauf tarafından yazılan Eylül’dür. Peki, ilk psikolojik romanımız Eylül’ün konusu nedir? Edebiyatımızdaki ilk psikolojik romana ilişkin diğer görüşler nelerdir?

Edebiyatımızdaki İlk Psikolojik Roman “Eylül” ve Konusu

Türk edebiyatında batılı anlamda ilk psikolojik roman olarak bilinen “Eylül”, aynı zamanda Mehmet Rauf’un tek romanıdır. Eylül’de kişilerin sayısı az ve olaylar ise basittir. Ayrıca Mehmet Rauf, eserindeki ruhsal çözümlemelerde oldukça başarılıdır. Romanın özeti ise kısaca şöyledir:

Süreyya, eşi Suat ile birlikte babasının evinde yaşamaktadır. Ancak Süreyya, baba evinde yaşamaktan ve evin şehirden uzakta yer almasından sıkılmaktadır. O, Boğazda ve adalarda oturmak ve deniz yaşamı sürmek istemektedir. Suat ise kocasının bu hayalini bilir ve gerçekleştirmek için gizlice babasına mektup yazar, para ister. Suat’ın babası kızının bu isteğini kırmaz ve yazlık evin kira bedelini kızına gönderir. Suat, bu durumdan kocasına da bahseder ve Süreyya çok sevinir. Ardından Boğaziçi’nde küçük bir yalı kiralarlar ve oraya taşınırlar.

Süreyya, yeni taşındıkları yalıya halasının oğlu Necip’i sık sık davet eder. Necip ise Süreyya’nın karısı Suat’ı beğenir ve bu beğeni zaman içerisinde sevgiye dönüşür. Süreyya,  vaktinin büyük bir kısmını karısından uzak denizde geçirmektedir. Zamanla Suat da Necip’e ilgi duymaya başlar. Bir süre aşklarını birbirine itiraf edemeseler de, bu duygusal ilişkinin dedikodusu yayılır. Çıkan dedikodular nedeniyle Necip yalıya daha seyrek gitmeye başlar. Bir süre sonra tifoya yakalanır ve Süreyya ile Suat onu ziyaret eder.

Necip, yalıya gidip geldiği zamanlarda Suat’ın eldiveninin tekini alarak yastığının altına koyar. Hasta ziyareti sırasında bunu gören Suat, Necip’in kendisine âşık olduğunu anlar. Necip iyileşince âşıklar birbirine açılır ve aşk yaşamaya başlar. Süreyya Boğaziçi’ndeki yalıyı çok sevmiştir ancak birden babasının yalısına dönme kararı alır ve dönerler. Bir Eylül ayında konakta yangın çıkar. Herkes kaçsa da Suat içeride kalır ve kocası Süreyya bağırıp çağırsa da konağa giremez. Necip ise hiç tereddüt etmeden alevlerin arasına dalar ve bu sırada yanan tavan çöker. Necip ve Suat yanarak feci şekilde can verir.

İlk Psikolojik Roman ile İlgili Farklı Görüşler

Servet-i Fünun romanının önemli temsilcilerinden Mehmet Rauf, batılı anlamda ilk psikolojik roman örneğini vermiştir. Ancak bu konu ile ilgili farklı görüşler de mevcuttur. Nurullah Çetin, Roman Çözümleme isimli eserinde, genel görüşten farklı olarak Namık Kemal’in İntibah adlı eserini ilk psikolojik roman olarak kabul eder. Mehmet Kaplan ise, edebiyatımızdaki ilk psikolojik romanın tarihini daha da geçmişe götürerekŞemsettin Sami tarafından kaleme alınan Taaşşuk-ı Talat ve Fıtnat’ın psikolojik romanın edebiyatımızdaki ilk örneği olarak kabul edilebileceğini söyler. Ancak tüm bu görüş

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here